Arşiv · Kronoloji
Karaliman’ın Tarihi
Bu sayfadaki her belge, sisin içinde kırk yıl boyunca tutulmuş kayıtlardan derlendi. Bazıları gazete kupürü, bazıları bir defterin kenarına düşülmüş not. Hepsi aynı şehrin hikâyesini anlatıyor.
1986
Sis
İki Gök Gecesi ve Sis Yılları
9 Kasım 1986 gecesi gökyüzü üçe bölündü. Ortada bildiğimiz yıldızlar duruyordu. Solda masallardaki gibi bakır renkli bir gök vardı, sağda ise hiçbir adın karşılamadığı bir karanlık. Halk sokaklara döküldü, sabaha kadar göğü izledi.
Sabah olduğunda Karaliman bir sis duvarının içinde uyandı. Radyolar ve telsizler sustu. Dışarıdaki yakınlarına ulaşmak için sise giren kamyonlar, tekneler ve yaya kafileler bir daha dönmedi.
Şehir kendi başının çaresine bakmayı öğrendi. Garnizon komutanı Albay Rauf Demirsoy kışla kapılarını halka açtı ve erzakı karneyle dağıttı. Hatice Kalaycı mahalle aşevlerini kurdu. Muallim Haşim kimsesiz çocukları vadideki yetimhanesine aldı. Eski kamyon şoförü Selvi Hatun ise kasabalar arasında erzak kervanları işletmeye başladı.
01 · 8 Kasım 1986Sıradan Bir Gün 02 · 10 Kasım 1986İki Gök Gecesi 03 · 10–12 Kasım 1986İletişim Sustu 04 · 14 Kasım 1986Neden Sise Gittiler 05 · Aralık 1986Giden Dönmedi 06 · Aralık 1986Ordu Kışlayı Açtı 07 · Ocak 1987Mahalle Aşevleri
O sabah herkes kapıya çıktı, kimse bir şey demedi. Sonra biri çay koydu. Şehir öyle ayakta kaldı, evlat: biri hep çay koydu.
— Hancı Rıfat 1987–1988
Gelenler
Bakır Gök ve Karanlık Gök
1987 baharında Bakır Bataklık’tan halk masallarındaki varlıklar çıkmaya başladı: gulyabani, al karısı, hortlak. Köylüler evlerini bırakıp şehre kaçtı. Nöbetçiler ateş açtı ama sıradan kurşun bu varlıklara işlemedi.
1988’de Sis Kıyısı’ndan başka şeyler gelmeye başladı. Bunlar hiçbir masala benzemiyordu: bazıları taş gibi hareketsizdi, bazıları cam gibi saydam. Balıkçılar onları sudan yürüyerek çıkarken gördü.
07b · Nisan 1987Köylerden Kaçanlar 08 · 22 Nisan 1987Masallar Köylere İndi 09 · Mayıs 1987Kurşun İşlemedi 10 · 2 Eylül 1988Masallarda Olmayanlar
Ninemin masallarına inanmazdım. Şimdi gece yarısı adımı çağıran bir ses duysam, dönüp bakmam.
— Hancı Rıfat 1989–1990
Öz
Çekirdek, mermi ve rün
Garnizon hastanesinin doktoru Leyla Arıkan, öldürülen bir gulyabaninin göğsünde kehribar renkli bir çekirdek buldu. Çekirdek, ölümden saatler sonra bile sıcaktı. Ona öz dediler.
Silah ustası Usta Çavuş Kâzım Sert özü baruta katarak ilk özlü mermiyi yaptı. Metale kazınan desenlerin silahı güçlendirdiği kısa sürede anlaşıldı. Leyla bu desenlerin özün kendi içinden geldiğini fark etti. Rün böyle doğdu.
Ama rün tehlikeliydi: yanlış çizilen bir rün, işe yaramamaktan çok daha kötü sonuçlar doğurabiliyordu. Aynı yıllarda Bakırhan’da tılsımlar ve Örs, Akpınar’da da şifa doğdu.
11 · 19 Aralık 1989Öz’ün Keşfi 12 · Ocak 1990İlk Özlü Mermi 13 · Şubat 1990Rün Doğdu 14 · 21 Mart 1990Tehlikeli Bilgi
Öz elinde ısınır, sanırsın canlı. Belki de öyledir. Ben ona hep teşekkür ederek dokunurum.
— Hancı Rıfat 1990–1992
Rünbaz
Kör Tepeler’de kaybolanlar
Leyla, gizli bir raporda rünün yalnızca metale değil canlı bedene de işlenebildiğini yazdı. Rapor tek nüshaydı. Ama birileri onu öğrenmeye kararlıydı.
Kör Tepeler’deki eski madende neler yapıldığını kimse tam olarak bilmiyor. Kayıtlarda bir bölüğün “sis perdesinde kaybolduğu” yazıyor ve arama yapılmadığı not edilmiş.
Çobanlar hâlâ tepelerde birilerini gördüklerini söylüyor. O yere artık Ölüler Mağarası deniyor.
15 · Eylül 1990Gizli Rapor 16 · 11 Kasım 1990Yarbayın Baskısı 17 · Mayıs 1991Kör Tepeler 18 · TarihsizBaşkalaşma 19 · 17 Ekim 1991Örtbas 20 · 3 Şubat 1992Ölüler Mağarası
Kör Tepeler’e giden yolu sorma bana. Sorarsan da cevap vermem. Bazı kapılar kapalı kalsın.
— Hancı Rıfat 1992–1995
Misafirler
Soluklar ve Kırık Çan
1992’de Kemikli Orman’da Karanlık Gök’ten gelen ilk konuşan varlıklar görüldü. Uzun boyluydular, tenleri soluk, gözleri cam gibiydi. Kelimelerle değil, yankıyla konuşuyorlardı. Halk onlara Soluklar dedi.
Soluklar’ın yaşlısı Kırık Çan, Bakırhan’la bir anlaşma yaptı: Soluklar ormanda yaşayacak, karşılığında özü arıtmanın inceliklerini öğretecekti. Bakırhan’ın atölyeleri bu bilgiyle iki yılda iki katına çıktı. Garnizon anlaşmaya hiç güvenmedi. Akpınar ise Soluklar’a su ve erzak gönderdi ama vadiye girmelerine izin vermedi.
Aynı yıllarda Selvi Hatun’un kervanları kasabaları birbirine bağlayan tek damar oldu. Yolların kesiştiği eski han, bugünkü Yolağzı’na dönüştü.
1995–1999
Bölünme
Kanlı Kış, Han Yemini ve Saat Kulesi
Yanık Ova’daki öz madenleri ordu ile mahalleleri birbirine düşürdü. Ordu Bakırhan’ı kuşattı. 1996 kışında kasabaya ekmek taşıyan bir kervana ateş açıldı ve on bir kişi öldü.
3 Mart 1996’da Yolağzı hanında Han Yemini imzalandı: hancıya el kalkmaz, kasabada kan dökülmez, savaş yalnız Kızıl Hat’ta yapılır. Yemin bir rünle mühürlendi.
1999’da herkesi tek komuta altında birleştirecek oylamanın sabahı Saat Kulesi’nin altındaki meclis binası bir patlamayla çöktü. Taraflar birbirini suçladı. Enkazda kimsenin kullanmadığı bir rün bulundu.
Sonra herkes kendi kasabasına çekildi: Demir Alay, Birlik, Ahit Cemaati ve yolları açık tutan Hancılar. Bölgeler arasındaki yolları sis yuttu. Geriye rünle örülmüş eşikler kaldı. Savaş o günden beri yalnızca Kızıl Hatlar’da sürüyor.
21 · 12 Ocak 1996Kanlı Kış 22 · 3 Mart 1996Han Yemini 23 · 15 Ekim 1999Saat Kulesi 24 · 1999 → 2023Eşik Nöbeti
Yemin dediğin bir kâğıttan ibaret değil, evlat. Bir gün unutulursa Karaliman da unutulur.
— Hancı Rıfat 2000–2022
Kızıl Hatlar
Kan davası ve şan defteri
Faciadan sonra Demir Alay Soluklar’ı da suçladı ve 2000’de Kemikli Orman’a bir sefer düzenledi. Kırık Çan bu seferde öldü. Soluklar ormanın derinlerine çekildi; bazı Soluk haneleri o günden beri insanlara düşman.
Birlik, Hatice Kalaycı’nın kızı Nermin Kalaycı’nın önderliğinde silahlandı. Mahalle bekçileri milislere, atölyeler silah fabrikalarına dönüştü. 2001’de Alay, Akpınar’ın gençlerini zorla askere almaya kalktı; cemaat direndi, iki genç öldü. 2003’te Birlik’e bağlı bir öz kaçakçısı çetesi, peşindeki bir varlık sürüsünü Akpınar’a sürükledi. Yetimhanenin bir kanadı yandı, on dokuz kişi öldü.
O kış Muallim Haşim kapıları açtı ve cemaatin artık özü kötüye kullananlara karşı silah taşıyacağını duyurdu. Ahit Cemaati böyle savaşa girdi. Üç taraf arasındaki kan davası o günden beri sürüyor.
Alay’da Albay Rauf’un yerini Kâzım Usta’nın oğlu Binbaşı Cemal Sert aldı. Kızıl Hat’ta düşürülen her düşman bir şan defterine işlendi ve rütbe bu deftere göre verildi. Kısa sürede Birlik ve Cemaat de kendi defterlerini tutmaya başladı; şan, Karaliman’ın ikinci para birimi oldu.
Bu yıllarda öz yoğunluğunun mevsimden mevsime, bölgeden bölgeye kaydığı da fark edildi. Halk buna Gök Kayması diyor. Albay Rauf 2012’de, Muallim Haşim 2019’da öldü. Haşim’in son vasiyeti cemaate okunmadı; mühürlü bir zarf içinde Akpınar’da saklanıyor.
2023 → bugün
Emanet
Denizden gelenler
14 Nisan 2023’te Sessiz Kıyı’da denizden ilk yabancı çıktı. Adını hatırlamıyordu. Üzerindeki kumaşı kimse tanımadı.
Ardından başkaları geldi. Hepsi aynıydı: adlarını bilmiyorlardı ve özü sıradan insanlardan çok daha hızlı emiyorlardı. Halk onlara Emanet dedi; deniz onları şehre emanet etmiş gibi.
Hancılar onları Sessiz Kıyı’daki kervansarayda karşılıyor. Bu sabah kıyıya biri daha vurdu. O sensin.
25 · 14 Nisan 2023Denizden Gelenler 26 · Kasım 2026Sen
Defterime adını yazamadım, evlat. Bir satır boş bıraktım. Doldurmak sana kalmış.
— Hancı Rıfat
Açık Sorular
Arşivde cevabı olmayan sorular da var.
İki Gök Gecesi neden oldu ve sis duvarının ötesinde ne var?
Saat Kulesi’nin enkazında bulunan, hiç kimsenin kullanmadığı rün kime ait?
Doktor Leyla öz çekirdeğinin içinden duyduğu sesle ilgili neyi sakladı?
Emanetler kim ve neden özü bu kadar hızlı emiyorlar?
Muallim Haşim’in mühürlü vasiyetinde ne yazıyor?
Soluklar neden Emanetler’in sesini duyamıyor?
Kör Tepeler’deki o gece gerçekte ne oldu?